AffettimSeni.Com Aşka ve Hayata Dair Herşey
20 Kasım 2008, 23:41:16 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Takvim GoogleTagged Şarkı Dinle Giriş Yap Kayıt  

Reklamlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yakılası Mektuplar  (Okunma Sayısı 359 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K@PT@N
Acemi
*

Rep: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 9


Üyelik Bilgileri
« : 31 Mart 2008, 13:30:53 »




 Hayalet sevgiliye, Tek başına bir odada kalıyordun. Odanın duvarları baştan başa camdı.Baştan başa sımsıcak ruhtu... Odanın ortasında çırılçıplaktın. Bir sandalyede oturuyordun. Odan ılık, tanıdık, hiç kesilmeyen bir rüyanın ortasında salınıyordu.Yüzünden dünyadaki bütün zamanlar geçiyordu. Yüzündeki bütün zamanları özlüyordum... Yüzünün bütün zamanlarının dışındaydım. Odanda tek başınaydın, ama o büyüsünü, o derinliğini yaşamayı çok arzulasam da, yine de nerede olduğunu bilmediğim dünyaya senden gidiliyordu... Senin gözlerinden görülüyordu... Senin gözlerinden görülüyordu benim sonsuz düşüm... Sonsuz kayıplığım... Varlığımın bir parçası sana gitmiş, bir parçası bende kalmıştı. Varlığımın sende olan parçası seninle gerçek dünyaya, başka ruhlara, öteki hayatlara gidiyordu... Beni içeri, odana, yanına almamıştın. Varlığımın en sahici, en cesur, en erdemli yanı içerde, seninle kalmıştı,seninle gitmişti öteki hayatlara, başka ruhlara...Böyle başlamıştı o büyük dışlanmam. Ömrüm odanın kapısında, beni içeri çağırmanı beklemekle geçmişti...Yaşamadım diyemem, yaşadım. Sevgilerim oldu. Başarılar kazandım. Misafirler geldi evlerime... Çılgın, başıboş, şımarık, ihtiras dolu yaz akşamlarım oldu... Sevgi dolu mektupları aldım. Telgraflar, çağrılar... Yolculuklara çıktım. Beni karşılayanlara el salladım sevinçle, içim kamaşarak...İştahlıydım. Arzularım hiç dinmeyecekgibiydi... Doğum günlerimde pastamı keserken herkese ve kendime hak ettiğimizden daha çok şans diledim hep...Ama yine de unutamazdım senin kapında bekletildiğimi, beni içeri almadığını, varlığımın en anlamlı, en sahici parçasının sende kaldığını, o ikiye bölünmüşlüğümün derin sızısını unutamazdım, bunun yıllarca süreceğini ve de hiç dinmeyeceğini... Bazı geceler penceremi açar derin nefesler alırdım. Nefes alırken gücümü daha da artırsın, acılarımı bana unuttursun diye Tanrı\'ya yaranmak geçerdiaklımdan. Doğanın ayrılmaz bir parçasıydı odan. Odan doğadaki o en ağırbaşlı cinayetlerin ortasında sessizce beklerdi... Daha da ısınırdı sahipsiz ruhlardan yapılmış camları... O camları kırabilsem, sana dokunabilsem, kendimi sana inandırabilsem kainatın bütün şefkati, bütün sevgisi içime akacaktı, biliyorum... Yaşarken hiç tatmadığım bu duygu elimi uzatsam dokunabileceğim kadar yakındı sanki. Ama neden bu kadar uzaktaydı, hiç anlayamıyordum... Bilmekçözer sanıyordum bu muammayı... Bu uzaklığa çalışırsam beni içeri alırsın diye düşünüyordum...Çünkü yaşadığım şehirlerden en umutsuz durumlardan büyük vaatler, büyük sürprizler çıkarıyorlardı karşıma insanlar... Sanki insanlar o büyük kayboluşlarını unutturmak için bir arada yaşıyorlardı... Ben de o insanlardan biriydim ve bir gün kapını açıp beni içerialacağını, bir gün beni gerçekten seveceğini sanıyordum...Bu yüzden dünyadaki hiçbir şey üzerinde dikkatimi yoğunlaştıramıyordum. Bu hayatta hiçbir şeyi tam yapamıyordum. Görenler kendimden intikam alıyorum sanıyorlardı... Sonsuz bir ertelemeydi hayatım. Aslında bu bir gecikmişlik değildi. Hayattan istifa etmek de değildi. Hem sen olmadan nereye gidebilirdim ki? Ben senden uzaklaştığımda gecikmişolurdum her şeye, seni sevmekten vazgeçtiğimde intikam almış olurdum her şeyden, seni sevmekten vazgeçtiğimde intikam almış olurdum kendimden... Uzağa, istediğim uzaklara gitme şansım ancak yanında olursam mümkündü Çünkü ne zaman içime baksam yüzünden geçen bütün zamanları, bütün özleyişleri, yüzünden gerçek dünyaya açılan yolları, başka ve öteki hayatları görüyordum... Yüzünde varlığımın sende kalan parçasını görüyordum. Böyle zamanlarda yüzünde, acıyla gölgelense de bağışlayan bir gülümseme olurdu. Ve bu gülümseme senin beni bir gün içindeki varlığımla buluşturacağını hissettirdi...İşte o zaman bu sürgün bitecekti...İşte o zaman yaşadığım bütün endişeler, bu suçluluk, değersizlik duyguları, bu korkular, bu günaşırı intiharlar bitecekti...Bunu bile bile yaşamak nedir bilir misin?... Geri döneceğini bile bile tanımadığın, sana hep yabancı yollara düşmek...Karşına çıkan herkeste seni aramak... Seni hatırlattığı için birine âşık olduğunu sanmak... Sen olmadığını bile bile, bütün hayatını bu ilişkiye adamak için çırpınıp durmak...Bunu bile bile yaşamak nedir bilir misin?... Düşünsene, ben seninle düşlerimi,heyecanlarımı, çocukluğumu, acılarımı aldattım... Seni unuturum diye yaşamaya başladığımher aşkı, ben yine seninle aldattım...Sen beni içine almadığından beri yıllardır ben seninle kendimi aldattım... Bir tek seni sevdiğim doğruydu... Ve bu doğru yüzünden hayatım yalana battı... Sen beni dışladığından beri beni sevenlere bir hayalet hediye ettin... Tepeden tırnağa aşka, tepeden tırnağa özleme batmış bir hayalet... Bu hayaletin içinde beni değil seni gördüler hep. Çoğu bu hayalete dayanamayıp çekip gitti... Kimisi senin beni beklettiğin kapıda, beni bekledi. Seni beklemekten yorulur, onunla birlikte çekip giderim diye buralardan... Ve ben en çok onların sevgisine inandım. En çok onlara derinden üzüldüm. Ve hep merak ettim, karşılıksız ve onca yıl bir hayaleti nasıl böylesine sevebildiler diye... Dünyanın iyi bir yer olduğuna ve yaşamak için çok sebep bulunduğuna bu insanların bir hayalete duydukları o akılalmaz, o sonsuz sevgileri yüzünden bir kez daha inandım... Seni unutmak için başladığı her aşkı yine seninle aldatan bir hayalete... Seninle kendini, bütün hayatını, düşlerini, çocukluğunu yaşadığı bütün acıları aldatan bir hayalete... Bir tek sana duyduğu sevgisi doğru olan, bu yüzden bütün hayatı büyük bir yalan olan hayalete...Hayalet...Bir Seni sevdim, bir seni sevdi.....
Acayip.Net

Sevda da neydi....? Sevdâ neydi ki bizim için.? Gençlik yaşamadık hiç. En delişmen yıllarımızda kendimizi bir kavganın ortasında bulduk. Ne gülün rengi bir şeyler ifade ediyordu ne gök yüzünün mavisi. Çılgın bir kavgada ideallerimiz vardı, sadece vatan millet uğruna. Düşlerimiz vardı kızıl elmayla dolu. Bütün kavgamız kendimiz için değil, kendimizden sonra gelecekler içindi. Biz sevdayı hamasi şiirlerde, marşlarda yaşadık. ’’Bir ahu gözlüye zebun ettin beni.’’diyecek ahu yoktu çevremizde. Ya bizimle birlikte olanlar vardı ki onlar bacımızdı, kardaşımızdı ya da karşımızda olanlar vardı. Onlar da zaten sevilmeye lâyık değildi.!.. Biz sevdâ yaşamadık ki... Yakasına gül takacak bir sevgilinin özlemi kara bulutlarca karardı içimizde. Ilık rüzgârlarca dolan arzuyu nereden geldiği, nerede olduğu belli olmayan bir sevgiliye armağan ettik. Gün geldi, gönlümüzü peri masallarının sultanı Esma Hatun’un ayaklarına serdik, gün geldi denizler ülkesinin saçları denizlerce ak yaşmaklı, gözleri okyanuslarca can yakan yunus balığı edasında ki dilbere yol eyledik. Mehtaplı gecelerde ayın hâlesinde gördüğümüz yüz, karanlık gecelerde hasret yeşertti içimizde. Sevdâ neydi ki. Biz sevdâyı hep karanlılarda yaşadık. Kara saplı bıçağın sapında bir el olaydı da, o bıçak kıvır kıvır işleyeydi bağrımızda. Şairin’’Yar yar seni kara saplı bir bıçak gibi bağrıma sapladılar.’’dizelerinde ki feryat bizden yükseleydi. Bir hayâlin peşinde derbeder olmaktansa, bir sevgilinin akıttığı kanda boğulmayı yeğlerdik.. Şairlerin şiirlerinde hüznü tattık. Vuslatı hiç yaşamadan hep ayrılık rüzgârları esti gönül bahçelerimizde. Bize sevmek için hiç şans tanınmadı ki. Biz sevmeyi bilemedik ki... Şimdi zamanın hoyrat bir yel gibi ömrü törpülediği bir an yaşıyoruz. Takvim yaprakları üçer beşer düşer oldu. Çok şey için geç kalmışız...Ya da çok şey için hâlâ vakit var. Bir ikilem yaşıyoruz. Gönül geç kalmış bir sevdânın ateşiyle alev alev yanarken, sevgilinin yüzü sisli bir aynadan sabah güneşi gibi ışıldar oluyor. İnsanın içinden kahretmek geliyor. Kahretmek ama kime? Kahretmek ama niye ...Geç kalan sevgiliye mi , yoksa sevgiliyi bulmakta geç kalan kendine mi? Ancak kendine kahretmekle teselli oluyor insan. Allah kahretsin ben her zaman geç kaldım... Şimdi artık karanlık geceleri umuda katık etmek düşüyor...Şimdi artık uzak diyarlardan gelecek tatlı bir selâmın avuntusuyla sarhoş olmak düşüyor. Şimdi artık hep bir hayâle yazılan şiirlerin, şarkıların gerçek sahibine ulaşması için kuşların kanatlarından medet ummak düşüyor. Ey gözleri denizler kadar hummalı yar Ey gülüşü ışık ışık gecelerimi aydınlatan sevgili Ey gönlüme bahar sıcaklığı saçan , kıraç yüreğimde ki yaz yağmuru Ey selâmı câna cân katan Ey uzak diyarların ulaşılması zor , kavuşulması mucize olan nazlı cânı Varsın kara saplı bir bıçak olsun gülüşün, varsın deve dikenleri arasından gidilen bir yol olsun gülşenin, Ne gam...Yeter ki sıcacık avuçlarında tuttuğun sevdânın hasretinde çırpınmayı unutan yüreğim olsun. Bütün sevgiler, bütün sevgiler senin olsun.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ayrılık üzerine mektuplar Derin Duygular akmancı 0 140 Son Mesaj 29 Nisan 2008, 15:38:21
Gönderen: akmancı
Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ayrılık üzerine mektuplar Derin Duygular akmancı 0 140 Son Mesaj 29 Nisan 2008, 15:38:21
Gönderen: akmancı

Site Map | Arşiv | Sitemap | Sitemap2 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Şarkı Dinle | Şarkı Sözü | Mp3 Dinle | Online Müzik Dinle | Video Klip

Şarkı Dinle | Mp3 Dinle | Online Müzik Dinle | Müzik Dinle
Tikla Dinle Bilgi Yarışması
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Hersey
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.101 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu